İkisi rakip değil, farklı işler yapan iki araçtır. Hangisinin ne zaman gerektiğini öğrenin.
Patronların ajanslarına en sık sorduğu sorulardan biri şudur: "Reklama mı para vermeliyiz, SEO'ya mı?" Bu soru aslında yanlış kurulmuştur, çünkü ikisi birbirinin rakibi değildir. Biri musluk, diğeri kuyudur; ikisinin de işlevi farklıdır.
Reklam, parayı koyduğunuz anda trafiği açan bir musluktur. Bugün bütçe ayırırsanız, yarın ziyaretçi gelir. Bu hız büyük bir avantajdır; yeni bir ürün, kampanya ya da acil bir satış hedefi için ideedir. Ama bir dezavantajı vardır: parayı kestiğiniz an trafik de durur. Reklam, trafiği kiralarsınız; sahibi olmazsınız.
SEO (arama motoru görünürlüğü) ise bir kuyu kazmaya benzer. Başta emek ve sabır ister, sonuçları haftalar hatta aylar sonra gelir. Ama bir kez üst sıralara yerleştiğinizde, her tıklama için ayrıca para ödemezsiniz. Zamanla biriken, kalıcı ve giderek ucuzlayan bir trafik kaynağı kurarsınız. SEO, trafiğin sahibi olmaktır.
Doğru cevap genellikle "ikisi de"dir, ama doğru sırayla. Çoğu işletme için sağlıklı yaklaşım şudur: reklamla hızlı sonuç alıp nakit akışını korurken, aynı zamanda SEO'ya yatırım yapıp uzun vadeli, ucuz trafik kaynağını inşa etmek. Yalnızca reklama bel bağlamak, ömür boyu kira ödemeye benzer; yalnızca SEO beklemek ise bugünün satışını yarına ertelemektir.
Ajansınız size sadece reklam faturası kesip SEO'dan hiç bahsetmiyorsa, sizi kalıcı kira ödeyen bir müşteri olarak konumlandırıyor olabilir. Sorun: "Reklamı kestiğimiz gün ne kadar trafik kalır? Uzun vadede reklama bağımlılığımızı azaltacak bir planımız var mı?" Net bir cevap, ajansın geleceğinizi de düşündüğünü gösterir.
20 soruda, 3 dakikada öğrenin — ücretsiz.
Ücretsiz ön kontrolü yap →